4 Kasım 2015 Çarşamba

Bu Ülkede Yaşamak

Bu ülke de yaşamak zordur. Peki kimin için zor herkes için mi? Tabi ki herkes için değil. Fakat aydın görüşlü insanların son yıllarda ülkemizde yaşaması zorlaşmıştır. Aynı zaman da alt gelir gurubunun bu şartlarda yaşaması da zor. Veya belli bir etnik kökene sahipsen yandın. Geçmişten süre gelen kavgalar, çatışmalar fikir ayrışması ve ideolojiler bizleri birbirimize düşürerek ülkeyi yaşanmaz bir hale getirmiştir. Hep yapılan kardeşlik ve birlik ruhu yalan olmuş baba evladına abi kardeşine düşman edilmiştir. Fikirleri ve ideolojileri bir kenara bırakıp insan gibi yaşamak unutulmuş. Varsa yoksa parti kavgaları, yok siz vatan hainsiniz aman efendim sizde hırsızları destekliyorsunuz falan filan... Seçimler yapıldı ve malum parti birinci geldi. Ülkenin %49'u bu partiyi destekledi. E şimdi ne yapalım? O insanlara karşı istediğimiz hakareti küfrü edelim rahatlayalım mı? Sonra bir sigara yakalım vay şerefsizler diyelim. Ülkede ki bu kutuplaşmanın baş mimarı belli. Tabi bu bize göre. Başkalarına göre bu kişi bir reis yada lider yada orta doğu ve balkanların baş komutanı. Ama bize göre öyle değil. Biliyorsunuz ki 17-25 aralık yolsuzluk soruşturmasındaki ses kayıtları paralar görüntülerin hepsinin hayal ürünü olduğu, montaj olduğu söylendi. Hatta evlerde bulunan parayı da bu darbeciler paralelciler koymuş dendi. Tabi paralar daha sonra sahiplerine teslim edildi :) Bunları görmezden gelerek belli bir inanışla sahip çıktı bu halk. Kimse bunlar belki gerçektir diye düşünmedi. Kesin ve katı bir dille HAYIR dendi. İnsanlara empoze edilen şey geçmişten süre gelen ülkeye ne zaman bir lider gelse hemen indiriyorlar sonra ülke kaosa gidiyor düşüncesi. Darbeler idamlar zehirlemeleri bunlara örnek gösterip bakın bu da böyle bizi indirmeye çalışıyorlar Yedirmeyin diye halkı ilmik ilmik işlediler. Türk milleti duygusal bir millettir. Her zaman mazlumun ezilmişin yanında haklının yanındadır. Tarihte bunu kullanan bir çok insan oldu. Bunun en iyi örneği Sülün Osman ve  Fadıl Akgündüzdür. İnanılmaz ticari zeka ve dolandırıcılık kabiliyeti olan bu insanlar, bu ülke de milyonlarca insanı kandırıp paraya para demedi. 
Şuan ülkemiz de basın özgürlüğü diye bir şey kalmadı. Hee var tabi ama yandaş olursan. Bazı kesimi översen yada onlar için yayın yaparsan gazetecisin medya patronusun. Televizyonlar basılıyor gazeteler kapatılıyor insanlar hapse atılıyor. Peki suçları ne? Hükumeti eleştirmek mi? Doğru haber yapmak mı? Bunlar niye insanların zoruna gitsin ki? Kim bundan rahatsızlık duyuyor ki? 
Şimdi ben sizin haber alma özgürlüğünüze müdahale etsem karşı çıkarsınız. Kimse kimsenin hakkına müdahale edemez. Bu bir vatandaşlık ve hürriyet hakkıdır. Ben karşı gazeteler yada televizyonlar kapansın diyemem. Haftanın yedi günü hükumet lehine yandaş haber yapılıyorsa bunları izleyen de bir kitle var saygı duymak gerekir. Fakat aynı saygıyı karşı taraftan da beklemek gerekiyor ama boşa bekleyiş. İnsanları sen şucusun sen bucusun vay sen vatan hainisin diye ayırmak suçlamak toplumsal kırılmayı meydana getirir. Babamın bana sen de mi teröristsin demesi yada benim ablama sende mi hırsızsın demem ne kadar doğru. Eskiden mutlu mesut yaşayan bizlere neler oluyor? 
Ortada bir hukuksuzluk varsa yalancılık dolandırıcılık varsa yolsuzluk ve hırsızlık varsa bunlar tarafsız hakimler tarafından yargılanır ve sonuçlanır. Fakat siz hukuka ve kanuna müdahale ederseniz kendi adamlarınızı oraya atarsanız ve daha sonra bakın biz suçsuzuz derseniz buna kimse inanmaz. Toplumun bir kısmı inanabilir, ki onların istediği de bu zaten. Çünkü o güruh sizin kendi seçmeniniz ve kemikleşmiş ideolojisinin destekçileridir. 

Peki bundan sonra ne olacak? Ülke ayrışmaya kutuplaşmaya doğru koşar adım mı gidecek? Yoksa artık bu kan davası duracak mı? Toplum vicdanının rahatlaması için o bakanlar ve çocukları yargılanacak mı? Yoksa hiç bir şey olmamış gibi devam mı edilecek?
Basına özgürlük tanınacak mı? Yoksa gazeteler, televizyonlar kapanacak binlerce insan işsiz kalacak mı? Ülke de bu kadar aç insan varken devletin bu kadar parayı hiç etmesi duracak mı? Yoksa fakir olan halka yardım edilecek mi? Verilen sözler yerine getirilecek mi? Yoksa bunlar tamamen seçim malzemesi olarak kalacak mı? İşte bütün bu soruların yanıtlarını yaşayarak hepimiz göreceğiz.
Ülkemiz için geleceğimiz için hayırlısı olsun  diyorum ama bir umutsuzlukta yok değil.

Sevgi ve Muhabbetle. 
Tepkiler: